Peygamberimiz ve ilk iki halife zamanında Müslümanlar arasında önemli görüş ayrılıkları bulunmuyordu. Kur’an’ın ve hadislerin ortaya koyduğu bilgiler Müslümanlar tarafından olduğu gibi kabul ediliyor, fazla sorgulanmıyordu. Ancak zamanla İslamiyet Arabistan Yarımadası’nın dışında da yayıldı, farklı kültürlerden pek çok insan Müslüman oldu. Onlar eski inanç ve kültürlerinden kolayca kopamadılar, eski din ve kültürlerinden bazı unsurları İslam dininin ilkeleriyle bağdaştırmaya çalıştılar. Ayrıca Aristo, Eflatun gibi Eski Yunan düşünürlerinin eserlerinin Arapçaya çevrilmesi, Müslümanlar arasında akılcılığa önem veren düşünce akımının yaygınlaşmasını sağladı. Bunun sonucunda İslam inançları ve dinimizin ilkeleri sorgulanmaya başladı. Bu arada bazı kişiler dinimizin inanç esaslarıyla ilgili şüpheler oluşturmaya, böylece Müslümanların inançlarını sarsmaya çalıştılar. Tüm bunlar, İslam inançlarının sistemleştirilip savunulmasını, akıl ve nakille temellendirilmesini zorunlu kıldı. Müslüman âlimlerin bu yöndeki çalışmaları, İslam düşüncesinde inançla ilgili ekollerin doğmasını sağladı.

İslam düşüncesindeki itikadi yorumların ortaya çıkışı, daha çok siyasi nedenlerden kaynaklanmaktadır. Hz. Osman zamanından sonra meydana gelen siyasi olaylar ile bunların sonucunda yaşanan gelişmeler Müslümanlar arasında çeşitli konuların tartışılmasına neden olmuştur. Özellikle kader inancı çerçevesinde yaşanan tartışmalar, İslam düşüncesinde siyasi-itikadi yorumların ortaya çıkmasını sağlamıştır. Bu yorumların sistemli hâle gelmesiyle oluşan başlıca ekoller Haricîlik, Şiilik, Mu’tezile, Maturî-dilik ve Eş’arîliktir.


Yazar : Adil Kabakçı
Yayınevi : Tutku Yayıncılık