Ekolojik Ayak İzi


Ekolojik ayak izi kavramı yeni yerleşmeye başlamış bir kavramdır ve doğal kaynakları nasıl kullanacağımız konusunda bize yol gösterir. Ekolojik ayak izi günlük yaşantımızda kullandığımız kaynakların, enerjinin, ham maddenin üretilmesi ve oluşturduğumuz atıkların etkisiz hâle getirilmesi için gerekli kara ve deniz alanıdır.


Ekolojik ayak izi kavramı temelini “yerkürenin taşıma kapasitesi” kavramından alıyor. Taşıma kapasitesi, ekosistemlerin dengede kalmalarına izin verecek maksimum birey sayısını belirliyor. Ekolojik ayak izi, belirli bir nüfusun doğaya olan yükünü ölçmek için oluşturulan bir hesaplama ve bu hesap, kaynak tüketimi ve atıklar için gereken doğal alanı belirtiyor. Örneğin belirli bir nüfus için gerekli olan tüm enerji ve madde giriş çıkışını hesaplıyor ve bu akışın sağlanması için alan/su oranının ne kadar olması gerektiğini ortaya çıkarıyor.


Doğadaki ayak izinin hesaplanması “Seçtiğimiz yaşam biçimini devam ettirebilmemiz için ne kadar alan gerekiyor?”, “Herkes bu şekilde yaşasaydı dünyamız neye benzerdi?”, “Hem kendi ihtiyaçlarımızı karşılayıp hem de dünyamızı nasıl koruruz?” sorularını cevaplamamızı sağlıyor.


Ekolojik ayak izi hesabı kaynakları nasıl kullanmamız gerektiği konusunda bize yol gösteriyor. Belirli bir nüfusun doğadaki ayak izi, şu anki tüketim miktarımızı hesaplıyor ve “Tüm ihtiyaçlarımız için doğada ne kadar alan kullanıyoruz?”, “Günümüz koşullarında her bir bireye ne kadar alan düşüyor?” gibi soruların yanıtlarını veriyor. Bu da insanların doğal kaynakları kullanırken aldığı önemli kararları sorgulamasını sağlıyor.


Kullandığımız kaynaklar dünyanın farklı yerlerinden geldiği için ayak izimiz de dünyanın farklı yerlerindeki alanların toplamıdır. Ekolojik ayak izi bireyler, toplumlar hatta bir ürün için bile hesaplanabilir.


Bir kutu salçayı ele alalım. Domateslerin üretiminin yanı sıra bunların işlenip, taşınması için, üretimi yapan şirkete bir alan gerekir. Üretilen salçaların satışının yapıldığı bakkallar, marketler de yer işgal eder. Ayrıca salçanın üretimi ve dağıtımı sırasında açığa çıkacak karbon dioksidin ve diğer atıkların ortadan kaldırması için alana ihtiyaç vardır. Tüm bu alanların toplamı bir kutu salçanın dünya üzerinde bıraktığı ekolojik ayak izidir.


Bir günde tükettiğiniz tüm ürünler ve enerjiyi düşündüğünüzde sizin dünya üzerindeki ekolojik ayak iziniz hangi boyuttadır?


Ekolojik ayak izi kavramını ilk defa ortaya atan araştırmacılara göre günümüzde, yeryüzünde yaşayan her bir bireye 1,5 hektar üretken alan düşmektedir, yani doğadaki ihtiyaçlarımız için sadece 1,5 hektar üretken alan kullanabiliriz.


Oysaki Kuzey Amerika’daki bir birey yeryüzünde 4-5 hektar alanda ayak izi bırakmaktadır. Bu da bize her bir bireyin dünyanın başka bir coğrafyasında yaşayan bireylerden 3,5 hektar alanı çaldığını gösterir. 2040 yılına ulaşıldığında dünya nüfusu tahminen 10 milyara ulaşacak ve kişi başına düşen kullanılabilir üretken alan 0,9 hektara düşecektir.


Bizlere düşen, günlük yaşamımızda yaptığımız her türlü faaliyetin biraz daha farkına varmak ve her adımda doğayla ilişkimizi gözden geçirmektir. Evlerimizdeki musluktan akan suyun nereden geldiğini, bu kaynağı hangi canlılarla paylaştığımızı öğrenmek ve yakın bir gelecekte bu kaynaktan mahrum kalacağımızın farkına varmak gerekir.